19 Eylül 2017 Salı
 EN
 TR
 Twitter
 Facebook

LAPSEKİ

 

Lapseki, sadece 2500 yıllık mitolojik kalıntılarıyla değil, bunun yanında kültürel, doğal ve turistik tüm çekicilikleriyle bugün kollarını açmış , Çanakkale boğazı ile Marmara Denizinin birleştiği  bizlere merhaba demeyi bekliyor. Çanakkale Savaşları sırasında nakledilen askerlerimizin mezarlarının bulunduğu Lapseki Merkez ve Çardak şehitliklerini ziyaret edebilirsiniz. 

Arisbe, Terkote, Paisos, Perkole, Lampsakos gibi antik yerleşimler ile Osmanlı kültür ve mimarisinin en güzel örneklerinden Süleymaniye Camii ve Umurbey Hüdavendigar Camii ile XV. Yüzyıldan kalma camiler, medreseler ve hanlar, Lapseki'nin tarih boyunca ne kadar önemli bir  merkez olduğunu yeterince anlatıyor aslında... Ama Lapseki`nin anlatmak istediği daha bir çok hikayesi var.

Eğer hiç Lapseki Kiraz Festivali`ne katılmadıysanız, Lapseki de Yağlı Güreş müsabakalarını izlemediyseniz ya da Çanakkale boğazının soğuk sularında yelken sörfü yapmadıysanız, güzel Lapseki, sizlere sıcacık bir “Merhaba” demekten mutluluk duyacaktır. 

Tarih

Çanakkale boğazındaki 4 önemli yerleşim merkezinden birisi olan Lapseki'nin eski adı Lapsakos'dur. Lampsakos'u, Hellespontus'un doğusunda Troas bölgesinde Foçalıların kurduğu sanılmaktadır.Kent, coğrafyacı Strabon'a göre bir Miletos koloni kentidir. M.Ö 499 yılında Perslere başkaldıran Tonya halkının yanında yer almış, M. Ö. 479 yılında Mikale Deniz Savaşından sonra Atinalıların yanında yer almış ve M.Ö.471 yılında Kserkes döneminde Perslere teslim olmuştur. 

Sonraları Persler, kenti Yunanlı Temistokles'e ganimet olarak vermişler ve şehir 1356 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilinceye kadar Bizanslılar'ın hakimiyetinde kalmıştır. I.Dünya savaşında işgal edilen Lapseki, İstiklal savaşı'nın sonlarına doğru 25 Eylül 1922'de Fransız ve ingiliz birliklerinin, Lapseki halkının birlik ve beraberliği sonucu püskürtülmesi ile kurtarılmıştır.

İlçenin isminin kaynağı ile ilgili iki rivayet bulunmaktadır. Birinci rivayete göre; Bebrykos’lar denen ve bu bölgede yaşayan yerli halkın saldırısına uğrayan Foçalı göçmenler tam öldürülecekleri sırada Kral Mandrom’un kızı Lampseke araya girerek göçmenleri kurtarmış bu nedenle Helen göçmenleri Lampseke’ye bir tanrıça gibi tapmışlar ve sonradan ele geçirdikleri Pityausa kentine onun adını vererek şükran duygularını ifade etmişlerdir. 

İkinci rivayet ise Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde rastlanmaktadır. Evliya Çelebi’ye göre deniz kenarından uzak bir bayır ve seki üzerinde incirli bir orman vardı. Türkler incire Löp derdi. İşte burada yapılan bu şehre de incirli seki anlamında Lâpseki denilmiştir ki adı Löpseki’ den gelir.

Çok eski bir yerleşim yeri olan ve Antik çağda Pityausa adı ile varlığını sürdüren  Lamsakos  daha sonraları  Fransa’da Marsilya kentini kuran  Foçalıların  ve ondan sonra da Miletoslıların eline geçti. Boğazın kilit noktasında bulunması ve Trakya ile Anadolu’nun geçit yerinde olmasından dolayı tarihin her devrinde ya işgale uğradı, ya da şehrin düzenini bozan büyük göçlerin tesiri altında kaldı. 

Daha sonra Perslerin Yunan site devletlerinin (Atina, Isparta) sonra sırasıyla İskender İmparatorluğunun en son Roma İmparatorluğunun yönetmi altında kalmıştır. Gelibolu’nun Bizans Döneminde ticaret ve liman bakımından önem kazanması dolayısıyla Lapseki’nin eski durumunu muhafaza etmesine imkan kalmadı. Çıkan buluntuların büyük kısmı Roma egemenliği döneminden kalmadır. Lamsakos şehri zamanla diğer küçük site devletleri gibi eski durumunu kaybetmiştir.

Osman Bey zamanında bir aşiret görünümdeki Osmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında devlet hüviyetine sahip olmuş ve kuvvetleri ile Karesi ve Saruhan Beylikleri ortadan kaldırdıktan sonra Lapseki ve çevresini de ele geçirmişti. Orhan Gazi zamanında Süleyman Paşa önderliğindeki Osmanlı ordusu Rumeli’ye geçmeden az önce Lapseki’yi fethetmek için yürümüştür.     Gazi Süleyman Paşa'da, Lapseki'de bugünkü camiyi yaptırdı. 

Gazi Süleyman Paşa ve maiyeti denizden geçişi kolaylaştıracak bir yer ararlarken Marmara Denizinin giriş çıkış kapısı niteliğindeki Lapseki (Çardak) Mevkiine geldiler. Gazi Süleyman Paşa bugünkü Çardak beldesinde bir mescit yaptırdı. 

Evliya Çelebi (1611-1682) seyahatnamesinde Osmanlı dönemindeki Lapseki’yi şöyle anlatmaktadır. “deniz kenarında olup hakimi vardır.150 akçelik kazadır. Halkı Rum ve Ermenidir. 1300 adet bağlı bahçeli, kiremit örtülü yan yana evleri vardır. Bir camii, hanları ve  bir hamamı vardır. Çarşısı çok az ise de  bağ ve bahçeleri çoktur. Karpuzu, üzüm turşusu ve bulaması ve şırası ünlüdür.” 

Bu yüzyılda Lapseki’de Yeniçeri serdarı, sipahi kethüda yeri, subaşısı, bacdarı ve muhtesibi vardı. Ayanı azdı. 1831’de Sultan II Mahmud zamanında Şahap Efendinin yaptığı nüfus sayımına göre 2442 Müslüman halkın yaşadığı tespit edilmiştir. 

Çanakkale savaşları boyunca Lapseki bir idari lojistik merkez olarak üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Gelibolu’da bulunan Ordu Menzil Müfettişliği bu suretle  Lapseki’ye taşınmıştır. Ayrıca Gelibolu’daki erzak ve cephane depoları da Lapseki’ye nakledilmiştir.  Ayrıca Lapseki’de 300 yataklı bir hastane kurulmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında Lapseki Yunanlıların işgal yürüyüşleri sırasında 22 Haziran 1920’de toplu saldırıya geçen Yunanlılar tarafından ele geçirildi. 1356 Yılından beri Türklerin elinde bulunan Lapseki, Çanakkale deniz ve kara savaşlarında yaralanan ve ölen binlerce askerimizin barındığı ve gömüldüğü yer olmuştur. 

Şu anki hükümet binası civarında ve Lapseki’nin doğusundaki mezarlıkta en az 15.000 şehit yatmakta olup, bunların anısına ilçe mezarlığında küçük bir abide dikilmiştir. İlçemiz 3 km mesafedeki Çardak Beldesinde gömülen binlerce şehidimiz için Arıburnu şehitliği düzenlenmiştir. İstiklal Savaşında da ilçe düşman işgaline uğramamış sadece birkaç kez İngiliz müfrezesi kısa bir süre için ilçe ve köylere zarar vermeden gelip geçmiştir. 25 Eylül 1922 tarihinde ilçeye girmek isteyen birkaç İngiliz müfrezesini ilçe halkımız kahramanca mücadele ederek ilçeye sokmamıştır. Lapseki’nin kurtuluşu 25 Eylül 1922 olarak kabul edilmiş olup, her yıl 25 Eylül günü Lapseki’nin kurtuluş bayramı olarak kutlanmaktadır.

Coğrafya

Lapseki, Marmara Bölgesinin  Güney Marmara bölümünde yer almaktadır. Doğusunda Biga İlçesi, Kuzeyinde Çan İlçesi, Batısında Çanakkale İlimiz, Güneyinde ise Çanakkale Boğazı ile çevrilmiştir. Boğazın karşı kıyısında Gelibolu İlçesi bulunmaktadır. 

Genel olarak dağlık ve engebeliklerle kaplıdır. Bu engebelik kısımlar ormanlarla kaplı ise de kereste değeri olmayan baltalık şeklinde örtülerdir.  Dağlar Çanakkale boğazına  paralel olarak uzanırlar. Bu nedenle kıyı kesimlerinde Çardak, Umurbey ve delta ovaları yer alır. İç kesimler ise fazla yükseltisi olmayan yer yer akarsu vadileriyle yarılmış engebeli alanlarla kaplıdır. İlçenin rakımı 3 m.dir.

Nüfus

Lapseki merkez, Çardak ve Umurbey beldeleriyle birlikte toplam nüfusu, 2012 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sonuçlarına göre 25.620’dir. 

Ulaşım

Bölgemize ulaşım oldukça rahat olup  karayolu , havayolu ve denizyolu opsiyonları mümkündür. Çanakkale İline en yakın ilçe olan Lapseki, İl Merkezine 33 km uzaklıktadır. Bursa-Çanakkale karayolu üzerinde bulunduğundan ve Çanakkale'ye en yakın ilçe olduğundan tüm yönlere ulaşım kolaylıkla yapılabilmektedir. Her yarım saatte bir Çanakkale ile karşlılıklı minibüs seferleri yapılmaktdır. Ayrıca Biga minibüsleri de her yarım saatte bir Lapseki'den geçmektedir.

İstanbul tarafından karayolunu kullanarak gelmek isteyen ziyaretçiler için en kısa yol, Tekirdağ – Keşan yolunu takip ederek Gelibolu`na gelmek ve burdan Lapseki feribotunu kullanmaktır. 

Gezilecek yerler

Lapseki Süleyman Paşa Camii: Orhan Gazi Döneminden kalma olan cami, geniş iç mahfilli, çatılı bir yapıdır. İki katlı son cemaat yeri vardır. Türkler Rumeli’ ye geçerken M.S. 1345-1357 yılları arasında Gazi Süleyman Paşa tarafından kiliseden camiye çevrildiği söylenmektedir. 

Umurbey Hüdavendigar Camii: XIV. yüzyıl I.Murad döneminde yapılmıştır. Bazı kaynaklar bu caminin Orhan Bey zamanında kiliseden camiye çevrildiğini belirtir. Günümüzde camii tamamen yıkılarak yerine aynı adla camii yapılmıştır..

Çardak Yakup Bey Camii: Abdullah Bin Hacı Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. XV. Yüzyıl yapısıdır. Duvarlar iki dizi tuğla ve moloz taştandır. Köşeli revaktaki sütun ve başlıklar çevredeki antik kalıntılardan yapılmıştır. Kubbe sağır ve oldukça yüksek sekiz köşeli kasnağa oturmaktadır. 

Çardak Gazi Yakup Bey Hanı: Çardak Beldesi’nde Gazi Yakup Bey Camiinin yanında bulunmaktadır. 61,90x18,45 m. ölçülerinde uzunlamasına bir yapıdır. Duvarları düzgün moloz taştandır. Çatıyı, üç dizi biçimde yerleştirilmiş 60 sütun taşımaktadır.

Abdullah Bin Hacı Yakup Türbesi: Gazi Yakup Bey ve ailesinin mezarlığı olarak bilinmektedir. Çardak Belediye binasının bitişiğinde etrafı çevrili bir durumdadır. 

Seyyidi Sefain Sultan Türbesi: Lapseki ilçe merkezinde bulunan, Gazi Süleyman Paşa Camiinin 100 metre kuzey doğusundadır. İki kabir bulunmaktadır. Türbenin üzeri açıktır. Kabirlerin mezar taşlarındaki kitabelerden Osmanlı tersane amirlerinden Cezayirli Elhaç Ali Kaptan Paşa ve ailesine ait oldukları anlaşılmaktadır. 

Lapseki Şehitliği: 1915 yılı Çanakkale Savaşları sırasında ölen ve yaralanan askerlerimizin bir kısmı gemilerle Lapseki’ ye sevk edilmiştir. Şimdiki Hükümet Konağı, Devlet Hastanesi ve İlçe Jandarma Komutanlığının bulunduğu yere gömülen şehitlerimiz, 1955 yılında Lapseki Belediye Mezarlığı bitişiğinde bulunan Şehitliğe nakledilmiştir. 

Çardak Arıburnu Şehitliği: Çanakkale Savaşları sırasında Çardak Köyü hastane olarak kullanılmıştır. Yaralı olan askerlerimiz gemilerle buraya nakledilmiştir. Ölen şehitlerimiz buraya gömülmüştür. Çanakkale-Bursa Karayolu üzerinde Çardak beldemizde bulunan Şehitlik, 30.08.1940 tarihinde abide yaptırılarak etrafı duvarla çevrilmiştir.